Menü
Anket
Sitemizin Yeni Hali Nasıl?
Çok Beğendim
İdare Eder
Eski Hali Daha Güzeldi
Beğenmedim

Sonuçları Göster
Geçmiş Anketler
Tavsiye Et
Ad, Soyad:
Gönderen:
Alıcı:
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
Belediyemiz

BELEDİYE BAŞKANI
BEKİR ÜNAL

BELEDİYE MECLİS ÜYELERİ

ABDULLAH ÖZDAMAR
OSMAN YURT
NAZIM GÜNER
ALİ KESİM
ŞERAFETTİN ŞAHİN
ADİL AVCI
HALIM TUNCER

 HASAN YÜCEL
MEHMET ULUÇAY

 

Esencay Messenger

 

Uydu Görüntüsü

 

 

Siirlerle Esencay

 

Son Dakika

Hava Durumu

Belediye Başkanı

Bekir ÜNAL

Çağlayan Mah Mutarı

Emin Başkeser

Aydınlar Mah. Muhtarı

Rıfat CAMBAZ

 Ilıpınar Mah. Muhtarı

Bahattin AYDIN

Ahmet ŞAHİN

Turangüneş Mah Muhtarı

Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google

Bidevi Çardağı

Bugünkü Esençay kasabası Taşova’nın eski yerleşim yerlerinden birisidir. Eski ismi Bidevi’dir. Kasabamız toprakları içinde tarihi eserlerden anlaşıldığına göre ‘Bidevi Çardağı’ denilen bir hapishanenin olduğu anlaşılmaktadır. Bu tarihi “Bidevi Çardağı’na’ tarih içinde Yakup Bey, Rumeli Beylerbeyi Mihaloğlu Mehmet bey, Sırbistan’da Semendere kalesinin muhafızı ‘Viliklioğlu’nun” iki oğlu, Çakır Babalan Paşa ile birlikte Bidevi Çardağında hapsedildiler. İşte bu şahsiyetlerin hapsedilmeleri ile ilgili tarihi kaynaklardan alınan bilgiler.

YAKUP BEY’in BİDEVİ ÇARDAĞI’NA HAPSİ (814/1411)

Çelebi Mehmet, İzmir Beyi Cüneyt Bey’in üzerine gittiği vakit Ankara hakimi Feyruz beyzade Yakup Bey Karaman hududunun korunmasını ileri sürerek sefere iştirak etmemişti.
Çelebi Mehmet, Yakup Bey’e çok kızdı, idam etmek istedi. Emirler Çelebi Memed’i teskin ettiler. Yakup Bey’de hizmetlerinden bahsederek affını yalvardı.
Çelebi Mehmet, bu yalvarmalar karşısında idamdan vazgeçerek Baltaoğluna Yakup Beyi Tokat’a hapseylemesini emretti.
Baltaoğlu, Yakup Bey’i Tokat’a getirdi. ‘Bidevi Çardağı’ denilen zindana hapsetti.

Kaynak : Gülşeni Maarif

MİHALOĞLU MEHMET BEY’İN TOKAT BİDEVİ ÇARDAĞI’NA HAPSİ (816/1413)

Musa Çelebi öldürülünce, Musa’nın Rumeli Beylerbeyliğinde bulunan Mihaloğlu Mehmet Bey, Tokat’ta Bidevi Çardağı’na hapsolundu.
Mihaloğlu Mehmet Bey, Murat zamanında düzme Mustafa vakasından istifade edilmek ve Mustafa’nın maiyetindekileri Murat tarafına çekmek arzusu ile hapisten çıkarıldı.


BİDEVİ ÇARDAĞI’NIN YENİ MİSAFİRLERİ

844/1441 yılı baharında Sırbistan’da semendere kalesi iki ay kadar muhasaradan sonra zabdedilmişti. Kalenin muhafızı bulunan Vilikoğlu’nun iki oğlu esir edildi. Gözlerine mil çekilerek Çakır Balaban Paşa ile Tokat’ta Bidevi Çardağı’na hapse gönderildiler. Birkaç sene sonra yine bir muharebede veziri azam Halil paşa biraderi Bolu Beyi Mahmut Çelebi düşmana esir düşünce buna mukabil Bidevi Çardağında mahpus bulunan iki kardeş babalarına iade edildiler. Bu defada iş bu mağlubiyette ihmal ve kabahati görülen Yiğit paşa zade Turhan Bey Tokat’ta hapsolundu.
Turhan Bey’de Sultan Murat’ın Varna’da Haçlılara galebesi sevinci olarak afvedildi.

Site İçi Arama
atarz9.gif

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy

Saat

 

 

 

Hızlı Menü

 

          
Canlı TV        Reklam
 
          
Galeri          Haberler

 

Okul Öğretmenleri

 

Takvim



Web'te Türkçe






Haber Arşiv
     
Üye İşlemleri
Kullanıcı adı
Şifre
Diller
Köşe Yazıları
E-Mail Bülteni
Ad, Soyad:
E-Mail:
    
İstatistikler
Toplam: 51548
Aktif: 7
Bugün: 103
Dün: 202

İçerik Rss - Haberler Rss
Tasarım ve Programlama: Omnportal | Editör: Ali ÇOLAK